4 Kasım 2010 Perşembe

CADILAR BAYRAMI



Amerikalıların hayata yaklaşımları açısından çok farklı bir toplum olduklarını bir kez daha bu Halloween (Cadılar Bayramı) vesilesiyle anladım.

Bana göre sıradan bir gün olan 31 Ekim, Amerikalılar için "özel bir gün"den daha fazlasını ifade ediyor. Ekim ayının son haftasında gerek evlerin içinde gerek bahçelerde dekorasyon çalışmaları başlıyor. Dışardan görünebilecek şekilde camlara veya bahçedeki ağaçlara korkutucu figürler yerleştiriliyor. Kapıların önüne küçük balkabakları konuyor. Bununla amaç, 31 Ekim akşamı hava kararınca "trick or treat"e çıkan çocuklara kapılarını çalabilecekleri mesajını vermek. Kapısının çalınmasını istemeyen kişiler ise o gece ışıklarını söndürerek evde oturmayı tercih ediyorlar.





Yaklaşık 15 gün öncesinden, süpermarketler de dahil olmak üzere birçok mağazada Halloween kostümleri ve çocuklara dağıtmak için şekerler satılmaya başlanıyor. Bunlara öylesine büyük bir talep var ki, eğer şeker alma işinizi son güne bırakırsanız reyonların görüntüsü bu şekilde oluyor:


Bu durum her ne kadar tüketim çılgınlığı ile ilgili olsa da, daha çok Amerikalıların her şeye görev bilinciyle yaklaşmalarından kaynaklanıyor. Ortalama bir Amerikalı, özel bir anlam atfedilen bu günde görevi gereği kapıya gelen çocukları gerek dekorasyonuyla gerek ikramıyla hayal kırıklığına uğratmaması gerektiğini düşünüyor.

31 Ekim akşamı gruplar halinde veya anne-babasının eşliğinde "trick or treat"e çıkan kostümünü giymiş çocukları ev sahipleri büyük bir güler yüzle karşılıyor. Çikolata, şeker, ev yapımı kurabiye çocuklara ikram edilenler arasında. Hatta bazı düşünceli ev sahipleri olayı bir adım daha öteye götürerek, çocuğuna eşlik eden anne-babalar için de yine kurabiye, patlamış mısır gibi ikramlar hazırlıyorlar. O gün evde bulunamayacak olan ev sahipleri de kapılarının önüne bir notla birlikte şeker sepetini bırakıp gidiyorlar.




Kapıya gelen çocuklar ise toplumun bir başka açıdan temsili. Ona uzattığınız tabaktaki şekerleri avuçlamıyor. O küçücük çocuklar iradelerine yenik düşmeyip, kaç tane alabileceklerini soracak kadar kibarlar. İşte, bu çocuk büyüdüğünde de aynı bilinç ve iradeyle kırmızı ışıkta duruyor, market kuyruğunda sabırla bekliyor, kimsenin hakkını yememeyi hayat felsefesi ediniyor.

Halloween'in kökeninin Avrupa'ya (İrlandalılara) dayandığını yeni öğrendim. Amerikan kültürüyle bu kadar özdeşleşmiş olduğunu ve Avrupa'da da ancak son 15 yıldır bu şekilde kutlanmaya başladığını dikkate alırsak, bunu bilmemek şaşırtıcı sayılmaz. Bugün bile Avrupa'da hala bu Amerika'daki canlılığıyla kutlanmıyor. Amerika'da bir hafta süreyle çeşitli partiler düzenleniyor, gösteriler yapılıyor. Öyle ki bu bir hafta boyunca, örneğin restoranda mickey mouse kostümlü bir adamla, korsan kostümlü bir kadının karşılıklı yemek yiyor olmasını doğal karşılamaya başlıyorsunuz.


Cadılar Bayramı bitti. Kapıların önünden artık balkabakları alındı. Evlerde ve mağazalarda şimdiki hazırlıklar ise yaklaşan Noel'e yönelik. Ağaçlar süslenecek, hediyeler alınacak. Yeni bir tüketim çılgınlığı yine Amerikalıları bekliyor...


20 yorum:

anne müdürü dedi ki...

damlacım, burada da başladı yılbaşı hazırlıkları..
biz de amerikalı olduk artık milletçe:)
sevgiler,

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

:) Hani sizin evin süslemeleri peki?

SirEvo dedi ki...

Modern Family dizisinin 2. sezon 6. bölümü Cadılar Bayramı üzerineydi ve dizinin en keyifli bölümlerinden biriydi. Anlattığın her şey ufak ufak da olsa orada da mevcuttu.
Böyle bayramlara gelince tamam da, normal zamanlarda insanlıklarından şüphe ediyorum ben bunların. Yemek yemeyi de beceremiyorlar zaten. :D

DAMLA - Décalage Horaire dedi ki...

Bizim evde dekorasyon yok. Sadece camda kucuk bir balkabagimiz vardi. Cocuklar kapiyi calsinlar diye...

Turkiye'de Halloween'in kutlanmasina gelince... Kisisel dusuncem, bize ait olmayan gelenekleri Turkiye'de uygulamaya baslamak bence komik duruyor. Hatta duruma uyan bir deyim var da, simdi yazmayayim en iyisi.

Yilbasinin kutlanmasina birsey demiyorum. Ama olayi idrak edemeyenler birbirlerine `mutlu noeller' derler ya bazen, iste onlara tahammulsuzum. Biz pasa pasa sadece yeni yilimizi kutladigimizin bilincine varsak...

Sir! Sen kafayi Amerikalilarin insanliklarina taktin bu aralar :) Bak bu dizi isine bir ara verelim, sadece benim blogu oku; fikrin degisecek :)

SirEvo dedi ki...

Yok, böyle iyi. :D

DAMLA - Décalage Horaire dedi ki...

Yemek zevkleri yok, yemeklerinde ozgunluk yok; bu bakimdan haklisin. Ama cok kibar ve genelde saygili insanlar; haksizlik etmeyelim ;)

SirEvo dedi ki...

Bizim filmlerimizde nasıl bizim insanımızın kopyası varsa, onların filmlerinde de onların kopyaları var diye düşünüyorum hep. Oraya gitmeden tabii ki bilemem ama bu dediğin çok ama çok uzak bir şey bana. Gidip görmeden tek bir sözle inanma şansım da yok. :)

DAMLA - Décalage Horaire dedi ki...

Ben de simdi elimde imkan olsun ve senin simdiye dek izledigin butun film ve dizileri izlemis olayim istiyorum. Bu kadar on yarginin bir haklilik payi vardir mutlaka; onu gormek istiyorum.

SirEvo dedi ki...

Amerikalıları savunan tek Türk'sün Damla. :D
Savunulacak bir taraflı yok diye bildik yıllarca, meraktayım. :D

DAMLA - Décalage Horaire dedi ki...

Bak, Fransa'da yasamadan Fransizlardan bu kadar nefret edemezsin... Ayni sekilde de Amerika'da yasamadan Amerikalilara uzaktan uzaga sempati duyamazsin

Hep savundugum birsey var: Bir ulkede 6 ay da kalsan, turist olarak kaldigin surece o ulkenin insanlarini gercekten taniyabilme ihtimalin yok. Ne zaman ki, bir ulkeye yerlesmek amaciyla gidersin halkini gercekten o zaman tanirsin.

Ortalama bir Amerikalinin temsili, sana ev kurarken yardimci olan komsundur; ya da gaz, elektrik actirirken isini zorlastiran ya da kolaylastiran memur.

Amerikalılar kendi duzenlerini kendileri kurmuslar. Bazen cok sıkıcı da olsa o kuralların dışına çıkmadıkları için hayatı hem kendileri icin hem de yabancilar icin daha yaşanılır yapıyorlar.

Naçizane düşüncem :)

SirEvo dedi ki...

Ya haklısın da, ne bileyim o largelıkları bile tiksinme sebebi amerikalılardan.
neyse artık, bir gün yolumuz düşer de tecrübe edinirsek yazarım bu konuya :P

Deniz Özger dedi ki...

Burada, Amerika'daki kadar kutlanmıyor cidden. Insanlar kıyafetleri giyip publara gidiyorlar, o da 30 Ekimde sadece. Trick or treat veya öyle kaydadeğer süslemeler pek görmedim. 5 Kasım daha ünlü hatta.

Kaynağı da evet Britanya. Pagan inanışından geliyor, mevsimlerin değişiminin kutlanması. Hıristiyanlık adaya geldiğinde kendini kabul ettirirken halkın artık yerleşmiş bazı törenlerini silmemiş/silememiş, Kışın başlangıcı kutlamaları da modifiye ola ola bu hale gelmiş.

Mert dedi ki...

yazı bilgilendirici bu yüzden çok güzel olmuş.damla hanım mı diyim abla mı bilemedim benden yaşca büyüksünüzde ben üni.2sınıftayım.sizi samimi buldugum için abla dedim densizlikse özr dilerim.her neyse damla hanım/abla şey dicem görüşlerinize katılıyorum.Türkiyede cadılar bayramını kutlamak abes ve salakça çünkü bunun anlamını tam olarak kavramış değiliz vede bizim için bi anlamı yok.her neyse işte böle.Blogu takipteyim sürekli söylediğim gibi..bide daha öncede sölemiştim ben siyaset okuorumda..Midtermler oldu sizin orda neler oldu düşünceleriniz çok merk edioyurm.abd içinden bi hem türk olarak hemde abdde yaşıyan bi birey olarak ne düşünüyosunuz ? kimi desteklediniz faln çook meraktayım ve takipteyim..bu arada lütfen blogu çok yazısız bırakmayın.tabi işlerinizde oluyodur anlıyorum..

saygılarımla. : )

DAMLA - Décalage Horaire dedi ki...

Deniz,

Yorum icin tesekkur. Ingiltere'de Halloween'e ozel bir onem atfedilmedigi teyidinin senin gibi orada yasayan birinden gelmesi onemliydi.

Mert,

Acikcasi seni pek cozemedim. Yazim hatasi olan yazilari okuyamiyorum, takintim var...

Abla / hanim / teyze gibi tali noktalara cok takilma istersen. Amerikan ic siyasetine iliskin bir yazi yazmistim. Gazetede yayinlaninca linkini koyarim.

Sishyphos dedi ki...

Çok sade, bir o kadar da değişik konulu bir blogunuz var. Tüm yazıları okuyamadım henüz vakit yetmediğinden, ama okuduklarım takibe almamı sağladı. İyi bloglamalar ve yeni yazılarda görüşmek üzere.

Sishyphos dedi ki...

İlk yorum çok girizgah gibi oldu. Konuya dair ilgi alanım olduğundan daha önce kendi sitemde yazmış olduğum bazı bilgileri paylaşmak istedim.

Hasat şenliği aslında bir pagan geleneğidir.Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar bölgesel değişimlere uğrayarak da olsa süre gelmiştir.Paganlarda hasatla ilgili tek bir şenlik yoktur aslında.Şöyle bir inceleyecek olursak 3 ayrı hasat şenliği yapılmaktadır.

(1 ağustos) İlk hasat, Lughnasadh adı verilirdi: Kelt tanrısı Lugh adına kutlanan bu gün şölenlere ve oyunlara ayrılır. Sanatçılar, şifa dağıtanlar, demir ustaları ve müzisyenler için bu gün öğrendiklerini paylaşmak , öğrenilen bilgilerin meyvelerini toplama ve hasat günüdür. Gül ve sandal ağacı tütsüsü yakılan, bilginin sembolü buğdaydan ekmek pişirilen festival zamanı, yeşil ve kahverengi renklerinin günü.

(21 eylül) Sonbahar ekinoksu, Mabon adı verilirdi.: Keltlere göre "Üzüm Bayramı",Pagan Şükran Günü.İkinci ya da devam eden hasat. Bahçeler tamamen çiçek açmıştır ve doğanın bereketiyle yüklüdür. Verilen şölenler sırasında toplanan envai çeşit bitki ve otlar ile herkesin otlar üzerine bilgilerini paylaştığı ilim günü..Hasat şöleni genellikle dolunay arifesinde ya da ekinoksa en yakın dolunayda verilir.

(31 ekim) En son hasat,Samhain adı verilirdi :Ölüler ve yaşayanlar arasındaki duvarın en ince olduğu ve sevilenlerin ruhlarının ziyareti için en güçlü zaman.
Ölen yakınları için en sevdikleri bir tabak yemeği ve bir kadeh şarabı gelip almaları için dışarıya bırakırlar. Gaipten haberler almak ve kehanetlerde bulunmak için özel bir gün. Ölmüş olan sevdiklerinin fotoğrafları ve kabak lambaları evlerini süslüyor.

Son hasat yani Samhain günümüzde cadılar bayramı olarak kutlanan gündür. Sebebi ise yukarıda yazdığı gibi ortaya çıkmış olmakla beraber, popüler kültür içinde eritilip günümüzdeki haline getirilmiştir.

DAMLA - Décalage Horaire dedi ki...

"Sishyphos",

Biraktigin bu yorum vasitasiyla blogunla tanismis oldum. Harikaymis! Link'imi de ekleyecegim hemen...

Yaziya iliskin eklemeler icin cok tesekkur ayrica...

Ayazma dedi ki...

Tam benlik. Evde deneyip de anneme, babama (yaptıkları diyet sebebiyle) yediremediğim pastayı, böreği çocuklara verirdim. Ne güzel olurdu. :)

DAMLA - Décalage Horaire dedi ki...

ahaha :) evet, cok makbule gecerdi :) Yalniz tabi bu Amerikalilar ev yapimi pasta-borek konusunda gayet hassaslar. Ilk geldigimde karsi evde oturan komsu bana kendi yaptigi keki getirmis ve ustune post-it'le icindekileri detayli olarak yazmisti. Ozellikle cocuklar pek bir hassas burada. Kiminin yumurtaya alerjisi var, kiminin peanut butter'a... O anlayisla da, herkes birbirine ikramdan cekiniyor. Oysa biz boyle mi buyuduk? Tanimadigimiz kisilerin yaptigi envai cesit asurenin tadina baktik; kurabiyeleri yedik. Ama sapasaglamiz masallah :)

didem dedi ki...

Merhaba blogunuzu ilk kez okuyorum, hosuma gitti. Ozellikle benim gibi burada yasiyor olmaniz cok guzel, ortak konularimiz cikacaktir. Cok memnun oldum.
Cadilar bayrami cok renkli ve guzeldi. Fotograflar cok hos. Sevgilerimle