Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2011 Pazar

Yeniden İzlenecek Filmler Listesi

Hepimiz –okuyarak veya yazarak- bir şekilde Twitter dünyasına aşinayız. 2010 yılının Nisan ayında,  Amerikan Kongre Kütüphanesi’nin Mart 2006’dan bu yana olan bütün açık tweetleri arşivleyeceğine ilişkin bir haber çıkmıştı. 

Bu haber iki açıdan önemliydi: Birincisi, günlük 50 milyondan fazla tweetin yazıldığı ve toplamda milyarlara ulaşan devasa bir arşivin saklanması anlamına geliyordu. İkinci olarak da, dünyanın en büyük kütüphanesi olan ve kafalarımızda sadece basılı kalın ciltli kitap imajıyla yer eden ünlü Kongre Kütüphanesi’nin  dijitalleşerek, bir anlamda modern kimliğe kavuşmasıydı.

Aslında durum tabii ki böyle değil. Çünkü Kongre Kütüphanesi 2000 yılından bu yana Kongre üyelerinin web sitesindeki bilgileri ve hukuki blogları da arşivliyor. Toplamda 167 terabyte’lık (171 bin GB) dijital bir arşivi var.


1800 yılında kurulan ve “dünyanın en büyük kütüphanesi” ünvanına sahip Kongre Kütüphanesi’nde toplamda 32 milyon basılı kitap, 470 dilde 144 milyonun üzerinde eser bulunuyor. Bir çok üniversite kütüphanesi tarafından kullanılan Library of Congress Classification (LCC) da buradan geliyor.

Washington DC’de bulunan kütüphaneyi henüz gidip görmedim. Kütüphane hakkında bilgi vermek, tamamen farklı bir nedenden dolayı aklıma geldi. Şöyle ki;

Kendime yeniden izlenmesi gereken filmler listesi hazırladım. Daha doğrusu halihazırda hazırlanmış bir listeyi kendim için uygulamaya koydum. Filmler Amerikan Kongre Kütüphanesi tarafından hazırlanmış.

Kütüphane, her yıl ulusal film arşivine geçirilmek üzere kamuoyundan tavsiyeler alıyor. Bu tavsiyelerin arasından uygun kriterleri karşılayan 25 film, belgesel veya müzikal seçiliyor ve "National Film Registry" adı verilen bu arşive dahil ediliyor. Amaç ise, Amerikan kültürünün tanıtımında önemli yer tutan çalışmaları ölümsüz kılmak. Bu anlamda, Kongre Kütüphanesi'nin yıllardır sürdürdüğü bu girişim çok takdir edilesi.

Geçen yıl Micheal Jackson'ın müzik videosu Thriller'ın arşive seçilmesi büyük yankı uyandırmış. 2010 için  seçilen filmlerde ise böyle sürpriz bir çalışma yok. Liste 1970lerdeki filmlerin ağırlıklı olmasıyla dikkat çekiyor. Örneğin listede 1976 yapımı All the President's Men ve 1973 yapımı The Exorcist var. John Travolta'nın oynadığı 1977 yapımı müzikal Saturday Night Fever da arşive seçilenlerden.


Seçim kriterlerine gelince... Çalışmanın en az 10 yıllık olması gerekiyor. Kültürel, tarihsel veya estetik olarak Amerikan kültürüne katkıda bulunmuş her film, belgesel veya müzikal arşive seçilebiliyor. Geçen yıl ilk kez bir müzik videonun (Micheal Jackson-Thriller) arşive seçilmesi bu anlamda dikkat çekmiş. Bunun üzerine, bir gün YouTube videolarının da arşive girip giremeyeceği konuşuluyor.

Toplam 2112 öneri arasından seçilen 25 film resmi olarak açıklandıktan sonra online olarak da izlemeye açılacak.

Liste ise şu filmlerden oluşuyor:

  Airplane (1980)
  All the President’s Men (1976)
  The Bargain (1914)
  Cry of Jazz (1959)
  Electronic Labyrinth: THX 1138 4EB (1967)
  The Empire Strikes Back (1980)
  The Exorcist (1973)
  The Front Page (1931)
  Grey Gardens (1976)
  I Am Joaquin (1969)
  It’s a Gift (1934)
  Let There Be Light (1946)
  Lonesome (1928)
  Make Way For Tomorrow (1937)
  Malcolm X (1992)
  McCabe and Mrs. Miller (1971)
  Newark Athlete (1891)
  Our Lady of the Sphere (1969)
  The Pink Panther (1964)
  Preservation of the Sign Language (1913)
  Saturday Night Fever (1977)
  Study of a River (1996)
  Tarantella (1940)
  A Tree Grows in Brooklyn (1945)
  A Trip Down Market Street (1906)

Bu arada, yazının başında Twitter ve arşiv demişken, Twitter'ın kurucusu Jack Dorsey'in ilk tweet'ine siz de bir bakın: http://twitter.com/jack/status/20

13 Temmuz 2010 Salı

HAFTA SONU NOTLARI


Cesaria Evora sever misiniz? Evora, Morna müziğinin en başarılı temsilcisidir. Morna müziği, İngilizce yas anlamındaki “mourn”dan gelir ve melankoli ile nostaljinin notalara dökülmüş hali şeklinde tanımlanır. La diva aux pieds nus; yani çıplak ayaklı diva olarak tanınan Cesaria Evora da Afrika’nın Cape Verde adalarında doğmuş, büyümüş; ünü yakalayana kadar hayatı yoksulluklar ve acılar içinde geçmiştir.

Şarkılarını Portekizce, gözleri kapalı; çıplak ayaklı ve müthiş bir doğallıkla söyler. Huzur verir.

En favori parçalarının toplandığı Best Of Cesaria Evora "New Version” albümü şu an en çok satanlar arasında. Tavsiye edilir!


Tom Cruise ve Cameron Diaz’ın filmi: Knight & Day. Vizyondaki filmler arasındaki en cazip opsiyon denebilir. Sıkmıyor; baymıyor. Aksiyon sahnelerinin özensizliğine, senaryodaki mantık hatalarına ve Cameron Diaz’ın ne çok yaşlandığına takılmazsanız eğlenceli vakit geçirebileceğiniz bir film.

Türkçe’ye gece ve gündüz olarak çevrildi. Orjinalindeki kelime oyununun Türkçe’ye de böyle uyarlanmasını ilginç bulmuştum. Ancak Fransız ve İspanyollar da çeviriyi gece ve gündüz şeklinde yapmışlar. İzleyiniz ve Knight’ın esasen nereden geldiğini kendiniz görünüz.


Kahvaltı duraklarında Turan Güneş Bulvarı’ndaki Mado var. Önünden sıklıkla geçerim. Geniş terasını hep cazip bulmuşumdur. Buna karşılık, servisiyle, lezzetleriyle tam bir hayal kırıklığı!




Eve siparişler arasında Tunalı Kıtır’ın kokoreç ve midye dolması var. Kıtır’ın kokoreçini artık sevmediğimi hissetmeye başladım. Eski nostaljik lezzetini kaybetmiş gibi duruyor. Eve siparişte de geç ve soğuk geliyor. Tavsiye edilmez! Türkiye’den ayrılış öncesi Türkiye’deki özlenecekler listesinden bir tanesini çıkarmak hiç de fena olmadı, aslında…

Gidişime tam 40 gün kaldı. Hüzünlüyüm. Buyurunuz, bu da benim haftasonu kendime hazırladığım Yapılacaklar Listem.

28 Şubat 2010 Pazar

JULIE & JULIA


Son dönemin en güzel filmi!

Oscar'a sadece "en iyi kadın oyuncu" dalında aday olabilmesi ise düşündürücü. Ancak, blog yazarının gönül Oscar'ını çoktan kazanmış durumda.

Filmin senaryosu iki gerçek öyküye dayanıyor: Biri, "Mastering the art of French Cooking" kitabının yazarı Julia Child'ın kitabının yazım ve yayımlanma sürecindeki hayatından kesitleri; diğeri ise kendine Julia Child'ı örnek alarak; onun kitabındaki yemekleri 365 gün/524 tarif esasına göre yapmayı hedef edinen ve de bu deneyimini kurduğu bloguna düzenli olarak aktaran Julie Powell'ın yaşamından kesitleri içeriyor.

Meryl Streep Julia Child rolünde ve bu rolün hakkını fazlasıyla veriyor.

Julia Child'in eşine bağlı olarak sürdürdüğü gezgin ve arayış içindeki hayatı,Julie'nin Blog serüveni, Fransız mutfağı, Cordon Bleu, deneme-yanılma sürecinde yapılan yemekler Blog Yazarı'nın bu filmde kendi hayatını bulmasına fazlasıyla yetecek nedenler... Filme olan büyük hayranlığı belki bu yüzdendir, bilinmez!

Julie'nin blog serüveni ise hala şu adreste duruyor:
Julie & Julia Project
http://blogs.salon.com/0001399/2002/08/25.html