Amerika'ya gelmeden önce en çok istediklerimden biri NBA maçına gitmekti.
Gün bugündür... Washington Wizards karşısında Utah Jazz oynuyor. Utah Jazz'da da Mehmet Okur var. Her ne kadar Mehmet Okur oyunda çok fazla kalmasa da ve genel anlamda düşük bir performans sergilese de, kendisini bir Türk seyirci olarak izlemekten gurur duyduk diyebilirim.
Elbette size maçı değil, ortamı anlatacağım. Hatta maçın skorunu şimdiden söyleyeyim: 108-101 Wizards lehinde sonuçlandı.
Bütün spor karşılaşmalarında olduğu gibi, NBA maçı bile canlı izleyince heyecanını bir parça kaybediyor. Ama, yine bütün spor karşılaşmalarında olduğu gibi, bir maçı eğlenceli ve değerli kılan esasen ortamı...
Beklentimin çok üstünde bir atmosferle karşılaştığımı söyleyebilirim. Başlangıcından bitişine kadar geçen 3 saat boyunca boş kaldığınız ve sıkıldığınız tek bir an bile olmuyor. Molaların, devre aralarının her saniyesine birşey sıkıştırılmış. Bir klasik haline gelen ponpon kızların yanısıra her türlü şov düşünülmüş. Seyirciyle gayet interaktif bir ortam söz konusu. İlginç bir makineyle sahadan seyircilere t-shirt fırlatma, ücretsiz yemek (burrito) dağıtma ve röportajlar ilk etapta aklıma gelenler.
Yine interaktif şovlar kapsamında "kiss cam" ve "dance cam"i de unutmamak gerek. Kiss cam'de kamera, rastgele şekilde, yanyana oturan bir çifti ekrana yansıtıyor. Kendilerini ekranda gören çiftlerden öpüşmeleri isteniyor. Ancak bu kiss cam, bir kaç kere, yanındaki hiç tanımadıkları erkekler tarafından kızların fırsattan istifade öpülmesi nedeniyle eleştiri konusu olmuş. Aynı şekilde, dance cam'de de ekranda kendini gören kişi kalkıp, dans etmeye başlıyor.
Sporla içiçe geçmiş bu yoğun eğlence kültürünü Amerikalılar arasında çok da eleştiren var. Bu grup, sırf takımının maçını izlemek veya salt basketbol zevki için oraya gidip de, zamanının yarısından daha fazlasında bu tür eğlencelere maruz kalmaktan hoşlanmıyor. Haklılık payları var. Ancak, bunun alternatifi, devre arasında takımının maç istatistiklerine ilişkin bir veritabanı oluşturmak değilse, an'ın keyfini çıkartmak en mantıklı seçenekmiş gibi duruyor.
Maçın oynandığı yer Washington DC'de yer alan Verizon Center. Stad 20 bin kişilik kapasiteye sahip. Ne girişte, ne çıkışta hiçbir izdiham yaşanmıyor. O medeni duruşa gerçekten hayran kalıyorsunuz. Çocukla hatta bebekle gitmek bile mümkün.
Halen oynanmakta olan 17-23 Ocak 2011 tarihleri arasındaki bu maçları NBA'in kendi sitesinden ücretsiz izleme imkanı da sunulmuş.
Buyrunuz, bu da günün fotoğrafları... İyi seyirler!
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Haziran 2010 Cumartesi
"SPINNING" YAPALIM...
50 dakikada 800 kalori yakmak ister miydiniz?
Spor türlerinin hatırı sayılır bölümünü denemiş biri olarak, tenis kadar ve hatta tenisten daha çok keyif aldığım bir spor oldu spinning…
“Spinning nedir” derseniz…
Özel tasarlanmış sabit bir bisikletle yapılan bir egzersiz türü. Buna yüksek tempolu ve motive edici bir müzik eşlik ediyor. Kardiovasküler bir çalışma ile vücut ile beyin arasında bir korelasyon sağlanıyor.
Bir grup egzersizi… Dolayısıyla, gruptaki kişilerin motivasyonu ile sizi yönlendiren antrenörün müzik seçimi ve yönlendirme kabiliyeti egzersizden aldığınız keyfi doğrudan doğruya etkiliyor.
Spinning ilk kez ünlü bisikletçi J. Goldberg tarafından yarışlara kışın kapalı ortamda da hazırlanabilmek için 1980lerde geliştirilmiş bir fikir. Daha sonra Goldberg ve arkadaşlarının bir spinning merkezi açması ve orada başka eğitmenler yetiştirilmeleri ile “spinning” şu anki uygulanan haline geliyor.
Kolları, bacakları, karın kaslarını eş zamanlı çalıştırıyor. Vücut kaslanmıyor, inceliyor. Dolayısıyla, bayanların neden daha fazla ilgi gösterdiği böylece açıklanabilir. Ancak, diğer egzersizlerle takviye ederseniz vücutta kas yapmaya başlıyor.
Isınma hareketleriyle birlikte toplam 50 dakika sürüyor. Sadece 50 dakikalık bir egzersizle, -tabii ki kilonuza ve temponuza bağlı olarak- harcadığınız kalori miktarı 800 ilâ 1000 arasında değişiyor. Bu kalori oranı, 50 dakikanın sonunda attığınız ter miktarı hakkında da herhalde bir fikir veriyordur!
Başlangıçta, gayet zorlu bir spor türü… İlk seansta pes etmezseniz, diğer seansları heyecanla bekler hale geliyorsunuz. Özellikle ilk seansta bisikleti iyi tanımak önemli. Sele yüksekliği, pedal ağırlığının ayarlanması gibi konularda antrenörden yardım almak gerekiyor. Yoksa 50 dakika boyunca yanlış ayarla yapacağınız bir seans ciddi bel ve omuz ağrılarına neden olabiliyor.
Spinning bisikletlerinin gelişmiş versiyonu ise “RealRyder”lar… Bunlar sağa sola yatma özellikleriyle bisiklete çok yakın bir sürüş keyfi yaşatabiliyor. Türkiye’de henüz satışa sunulmadı. Spor merkezleri içerisinde de sadece Hillside City Club’da var.
Spinning imkanı büyük spor kulüpleri başta olmak üzere sadece bu amaç için açılmış küçük merkezlerde de sunuluyor.
Şu an Ankara’daki en ideal adres ise: United Clubs. United Clubs’ın Ankara’da Zirvekent ve Konutkent olmak üzere iki şubesi var. Günde iki-üç kez spinning seansı olması ve müzik seçimleriyle çok başarılı olan antrenörleri United Clubs’ın spinning için önde gelen adreslerden biri olmasının nedeni…
Bir kez olsun deneyiniz… Ama öncesinde tavsiyeler için Blog Yazarı ile lütfen temas kurunuz!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)