İtalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İtalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2010 Pazar

MEZZALUNA - ANKARA


Son dönemin en keyifli akşamlarından biri… İran Caddesi’ndeki Mezzaluna’dayız. Mezzaluna İtalyanca’da “yarım ay” anlamına geliyor.

Bir İtalyan restoranı olan Mezzaluna’nın Amerikan menşeli olması aslında gayet ilginç sayılabilir. Mezzaluna ilk olarak Milanolu bir işadamı ile Floransalı bir mimar tarafından 1984 yılında New York’ta açılıyor. Daha sonra Amerika’da çeşitli şehirlere genişliyor. 1995 yılında da Amerika dışında ilk kez Türkiye’de açılıyor. Halihazırda Türkiye’de 6’sı İstanbul’da, 3’ü İzmir’de ve 2’si Ankara’da olmak üzere toplam 11 şubesi var.

Başdöndürücü (biraz da kafa karıştırıcı) menüsü, keyifli ortamı ve süper lezzetli yemekleriyle kuşkusuz Ankara restoranları kategorisinde en iyilerden… Menüde sırasıyla başlangıçlar (antipasti), salatalar, pasta (makarnalar), ızgaralar, risotto, pizzalar ve tatlılar bulunuyor.

Denenen lezzetlere gelince…


İlk sırada, karides, elma, avokado, kuru üzüm, kereviz sapı, domates ve yeşilliklerden oluşan ve üstüne limon suyu eklenmiş Cioppatina salatası var. Farklı tatlar arasında süper bir uyum yakalanmış. Grano salatası da bir başka örnek: Roka, elma, portakal, kuru kayısı, nar ve buğdaydan oluşan salata gayet hafif ve gayet lezzetli. Rokayla kuru kayısının enteresan bir buluşması!


Mezzaluna’nın özellikle pizzalarıyla yaptığı ünün nedeni ancak yiyerek anlaşılabilir. Parma jambonu, domates, roka, fontina peyniri ve mozzarella içeren Pizza Bianca kişisel favorilerden. İnce hamuruyla denemeye değer bir lezzet.


Gorgonzola soslu bonfilenin de sosu özellikle başarılı. Bonfilenin de pişme derecesi ve lezzeti yerindeydi.


Denenenler arasında, füme somonlu, votka ve domatesli krema soslu Farfalle de var. Gayet lezzetli.

Bütün bunlara Kavaklıdere Egeo kırmızı şarabı eşlik ediyor. Egeo’yu bu ilk deneme… Halihazırda fiyat / kalite açısından en uygun şaraplardan biri olduğu kuşkusuz.


Tiramisu ve çikolata soslu profiterol Bigne ile gece bitiyor. Tadı damağımızda…


Limoncello’yu atlamamak gerek… Pizzadan sonra bence gecenin en başdöndürücü unsuruydu. Hem mecazi, hem de gerçek anlamıyla elbette! Limoncello, %30 alkol oranına sahip digestive amaçla alınan bir limon likörü. Üstteki fotoğraf Mezzaluna’da ikram edilen limoncelloya ait değil. Mezzaluna’daki limoncello shot bardakta ikram ediliyor. Kahve eşliğinde yemeğinize güzel bir final için..


Fiyatlar ortalamanın üstünde sayılabilir. Porsiyonlar da büyük değil. Ancak fiyat / kalite ilişkisi bakımından buna değer. Üstte bahsedilen yemekler ve bir Kavaklıdere Egeo dahil toplam 222 TL ödüyoruz.


Mezzaluna’nın sokağa bakan güzel bir terası var. İçerisi, dışarısı aslında hiç farketmiyor. Çok keyifliydi. Türkiye’den ayrılınca en özlemle hatırlayacağım gecelerden biri olacak kuşkusuz!

Mezzaluna: İran Cad. Turan Emeksiz Sok. No:1 GOP Ankara ; Tel: 0 312 467 58 19; Paket Servis: 0 312 426 74 35

Ankuva Alışveriş Merkezi No:2 Bilkent Ankara,  Tel: 0 312 266 13 59, Paket Servis: 0 312 266 11 62

16 Nisan 2010 Cuma

ACETO BALSAMICO – BALSAMİK SİRKE NOTLARI


Salatanıza biraz balsamik sirke alır mıydınız?... -Ama orjinalinden olsun lütfen!

Balsamik sirkenin öncelikle neden “balsamik” olduğundan başlayalım. Bildiğimiz sirke, şarabın veya düşük alkollü içkilerin veya şekerli, nişastalı çözeltilerin mayalandırılmasıyla yapılıyor ve asetik asit içeriyor.

Balsamik sirke ise normal sirkeden tamamen farklı. Orjinal olan balsamik sirkelerde şaraba benzeyen bir “dinlendirilme” unsuru var ve sahip olduğu bütün tat ve aromasını da buna borçlu.

Balsamik sirke adını, İtalya’nın Modena ve Reggio Emilia Bölgeleri’nde orta çağlardan beri üretilen sirke çeşidinden alıyor. Koyu kahverengi renginde, hafif şekerli ve de kıvamlı.



Geleneksel anlamda gerçek balsamik sirke İtalyan Modena ve Reggio Emilia konsorsiyumları tarafından üretiliyor ve markaları Aceto Balsamico di Modena veya Aceto Balsamico di Reggio Emilia şeklinde oluyor. Bunların dışında üretilen diğer balsamik sirkeler sanayi tipi olup, orjinallerine lezzet olarak çok da benzemiyor.

Geleneksel ve orjinal olan balsamik sirkeler, sadece trebbiano ve lambrusco üzümlerinden üretiliyor. En az 12 yıl süreyle fıçılarda dinlendiriliyor. Bu fıçıların, akasya, kiraz, meşe, kestane veya dut ağacından yapılmış olması esas. Bu dinlendirme sonucunda, doğal şekerin, pişirilmiş üzüm suyunun ekşi tadını dengelediği bir tat ortaya çıkıyor ve buna da içinde yıllandırıldığı fıçının verdiği aroma ekleniyor.

100 yıla kadar dinlendirilen balsamik sirkeler var ve en pahalı grubu da elbette bunlar oluşturuyor.

Dolayısıyla, balsamik sirkeyi balsamik yapan esasen “dinlendirilme” unsuru. İki üreticiden biri olan Reggio Emilia’ya ait balsamik sirkelerin üzerindeki kırmızı etiket 12 yıl dinlendirildiğini, gümüş rengi etiket 18 yıl dinlendirildiğini ve altın renkli etiket ise 25 yıl veya daha fazla dinlendirildiğini gösteriyor.

Üreticilerden Modena ise yıllandırma süresini şişe kapağının rengiyle gösteriyor. Altın renkli kapak balsamik sirkenin 25 yıl veya daha fazla süreyle dinlendirildiğine işaret ediyor.

Yine orjinal aceto balsamico’ların şişesi konyak şişesi tipinde ve fiyatı da 80 ila 300 dolar arasında değişiyor. Örneğin, 12 yıl dinlendirilmiş bir aceto balsamico di modena 80 dolar civarında olup; 50 yıl dinlendirilmiş bir modena’nın fiyatı 260 dolara kadar çıkıyor .

Süpermarketlerden alınabilecek diğer balsamik sirkeler Modena veya Reggio Emilia adını almakla birlikte, sanayi tipinde üretilen ve yıllandırılmaya tabi tutulmamış balsamik sirkeler.



Balsamik sirke etten, balığa; salatadan, makarnaya kadar değişik yerlerde kullanılabiliyor. Çilek, armut gibi taze meyvelerin üzerinde değişik bir lezzet oluşturuyor. Hatta sindirimi kolaylaştırmak amacıyla yemeklerden sonra küçük bir bardak içenler de var. Elbette bu küçük bardakla içim konusunun sadece orjinal balsamik sirkelerle yapılabileceği notunu da düşmek gerek.

Akşama bir salata yapalım. Sosu özel olsun… Biraz fesleğen, biraz hardal, biraz mayonez, biraz limon suyu ve biraz zeytinyağına balsamik sirke ekleyelim. Orjinali elinizde yok biliyorum; şimdilik sanayi tipi olanlarla idare edelim. Zira onlar bile çok lezzetli!

13 Nisan 2010 Salı

NUTELLA NOTLARI

Blog Yazarı’nın Nutella saati, buyrunuz!


Çocuktuk… Katı kıvamdaki Çokokrem ve Sarelleleri ekmeğe sürmeye çalışırdık. Kahvaltılarımızın belki de tek çarpıcı, tek zevkli bölümüydü.


Büyüdük… Hayatımıza ansızın bir başka lezzet girdi… Fındık kremasının kakaoyla eşsiz bir buluşmasıydı. Hemen kaşıklarımızı aldık, ekmekleri bıraktık. Ekmeğe sürüp, bu lezzete ihanet etmedik. Geceleri yatmadan önce kaşıklarca yedik. Yetmedi… Bayramını bile yaptık!


Nutella’nın hikayesi şöyle:

1940larda İtalyan Pietro Ferrero, kendi ismini verdiği Ferrero firmasını kuruyor. Avrupa’da çikolataya yönelik uygulanan kota sistemi nedeniyle Ferrero, kakaoyu kavrulmuş fındık, kakao yağı ve bitkisel yağ ile karıştırarak Pasta Gianduja’yı yaratıyor. Pasta gianduja, Şubat 1946’da yaklaşık 300 kg satılarak, beklenmedik bir rekora imza atıyor. Ferrero, artan talebi karşılamak için çiftçilere yönelik fındık yetiştiriciliği konusunda teşvikler geliştiriyor.


Ferrero, 1949’da bu kez daha ucuz olan ve daha yumuşak kıvamlı Supercrema Gianduja’yı yaratıyor. Bu da aynı şekilde piyasada büyük bir başarı yakalıyor ve 1964’te de adı Nutella olarak değiştiriliyor. Böylece ilk kez Nutella, İtalya dışında da satılmaya başlanıyor. 1990ların başına kadar Nutella bir çok ülke için en pahalı ithal ürünler arasında yer alıyor. ABD de buna dahil. Ferrero firması sırf ABD talebini karşılayabilmek için New Jersey’de bir fabrika kuruyor.


Nutella’nın üretimi için her gün dünyada 70 milyondan fazla fındık kullanılıyor.


Halihazırda 75’in üzerinde ülkede satılıyor. Nutella’nın formülü her ülkede aynı değil. Örneğin, İtalya’daki yapımlarda Fransa’dakilere kıyasla daha az şeker kullanılıyor. Türk Nutellası’nda kavrulmuş Giresun fındıkları var. Şeker oranı İtalyan orjinaline göre daha yüksek.


Yine bir çok ülkede Nutella “fındık kreması” olarak piyasaya sürülüyor. Çünkü, Nutella içeriği birçok ülke yasasına göre –İtalya başta olmak üzere- çikolata kreması olarak piyasaya sürülebilmesi için gereken asgari konsantre kakao seviyesini karşılamıyor.



100 gramında 530 kalori var. Bu Nutella hakkında duymak istemediğimiz tek şey olmalı…


Blog Yazarı, bu vesileyle okuyucuların geçmiş 5 Şubat Nutella bayramını kutlar… Her türlü yorum ve katkıdan memnuniyet duyar!

Şimdi kaşıklarınızı alınız ve kavanoza doğru ilerleyiniz.