Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Aralık 2011 Perşembe
INSTAGRAM FOTOĞRAFÇILIĞI
Instagram, geleneksel fotoğrafçılık anlayışını değiştiren, hayatın küçük ayrıntılarını ve günlük akışını yakalamak ve paylaşmak üzerine kurulu yeni sosyal paylaşım ağı.
Instagram için tek gereken bir iPhone. Prensip olarak da, Instagram üzerinde sadece iPhone ile çekilen fotoğraflar paylaşılıyor. Instagram fotoğrafçılığı ya da iPhone fotoğrafçılığı (iPhotography) diye bir alan çoktan doğmuş durumda. Hatta ben bir iPhone fotoğrafları sergisi açma fikrini geliştirmişken, onun bile çoktan açıldığını gördüm. Artık amatör ya da profesyonel düzeydeki fotoğraf çekim gezileri yerini Instawalk adı verilen iPhone ile çekim gezilerine bile bıraktı.
Uzun yıllardır önce analog ardından dijital makine ile fotoğraf çeken biri olarak, bunların yerini bir anda iPhoneların almasına ve hatta iPhone ile çekilen fotoğrafların daha çok beğeni toplamasına hiç itirazım yok. Hatta bunu çok pratik bulduğumu ve desteklediğimi söyleyebilirim.
Yıllardır çantamda dev gibi, ağır bir makine taşırım. Bazen bir kare o kadar hızlı akar gider ki, ben makinemi çantamdan çıkarıp, açıp, ışık ayarlarını yapana dek önümde çekecek birşey kalmaz. Oysa elinizdeki iPhone ile yapacağınız iki saniyelik bir hareketle güzel bir kareyi kaçırma şansını oldukça azaltıyorsunuz. Üstelik bunu gayet yüksek çözünürlükte, doğruya yakın, tatmin edici bir ışıkla yapıyorsunuz. Özellikle açık hava çekimlerinde çok iyi sonuçlar alabiliyorsunuz. Tabii ki, kapalı alan, gece çekimleri veya portre söz konusu olduğunda iPhone'unuzu cebinize koymanız ve sadık dijital makinenizi çıkarmanız gerekiyor.
Instagram sayesinde basit oynamalar ve filtreler ile hızlı şekilde ve farklı bir karaktere bürünen fotoğraflar yine hızlı bir şekilde diğer kullanıcılarla paylaşım imkanına kavuşuyor. Diğer kullanıcılardan yine çok hızlıca gelen yorum ve "like"lar Instagram'da fotoğraf paylaşımını daha da teşvik ediyor.
Instagram'da 17 çeşit filtre seçeneği var. iPhone ile çekilen fotoğrafları yine iPhone ile sunulan diğer uygulamalar (app'ler) ile edit'leyerek Instagram'da paylaşmak da çoğu kullanıcının rağbet ettiği bir yöntem. Makul fiyatlara satın alabildiğiniz bu uygulamalarla fotoğraf üzerinde detaylı dokunuşlar yapıp, efektler yaratıp paylaşma imkanına sahip oluyorsunuz.
Cep telefonu fotoğrafçılığı veya Instagram fotoğrafçılığı konusunda neredeyse hemen hergün bir yazıyla karşılaşıyorum. Geçen aylarda, New York Times'da çıkan bir röportajda, Instagram kullanıcılarının Doctor Popular olarak tanıdıkları Brian Roberts cep telefonu fotoğrafçılığını "yeni bir sanat şekli" olarak tanımlamış. Aslında hiç de haksız değil. Fotoğraf üzerinde oynamak sanki hileyle, olmayan bir şeyi var etmek gibi dursa da, işin iç yüzü gayet farklı. Zira, özü ya da konusu güzel olmayan bir fotoğraftan bir şaheser çıkmasını beklemek saçma olur. İşte "sanat" da burada devreye giriyor. Öncelikle çektiğiniz fotoğrafın bir hikayesi olmalı. O hikayeyi de en uygun efektlerle tamamlamalısınız. Yani çekim aşamasından, Instagram'da paylaşma aşamasına kadar bir çalışma söz konusu. Bunu kısa sürede ve maddi olarak nispeten ucuz bir yolla yapıyor olmak, bunu sanatın yeni bir şekli olarak tanımlamaktan bence alıkoymuyor.
Instagram'ı gün içinde karşılaştığım küçük ayrıntıları, anın güzelliğini kaydetmek için kullananlardanım. Bu bazen bir gün batımı olabiliyor, hızlıca üstümden geçen bulutlar olabiliyor ya da önümde uzayıp giden yollar olabiliyor. Diğer kullanıcı grubu da, yaşamının günlük akışını paylaşanlar. Yenen yemek, içilen kahve, tırnağa sürülen oje fotoğrafın konusu olabiliyor. Bir nev'i fotoğraf günlüğü gibi. Tanıdığınız ya da tanımadığınız kişilerin o günlüklerine tanıklık etmek de hoş bir şeye dönüşebiliyor.
Son olarak, Instagram'ın olmazsa olmazlarından birine; "hashtag"lere de değineyim. Hashtagler (#), bütün Instagram kullanıcılarına fotoğraflarınızın daha çabuk ulaşmanızı sağlıyor. Hashtag aracılığıyla, fotoğrafın konusunu, çekildiği yeri belirtebileceğiniz gibi tamamen popüler hashtagleri de kullanabiliyorsunuz. En fazla kullanılan ve aranan hashtag'ler iPhone, sky, cloud, iPhoneography olarak tespit edilmiş.
NY Times röportajında, Doctor Popular'ın da söylediği üzere, dijital fotoğrafçılığın ilk çıktığı zamanlarda ona "sanat" gözüyle bakılmıyordu. Oysa şimdi ne kadar çok benimsedik ve o dönemki tartışmalar ne çok anlamsız geliyor. Belki, iPhotography de böyle birşey olacak. Belki yeni bir başlangıcın ilk adımlarıdır, kimbilir!
Webstagram da, Instagram'a yüklenen fotoğrafları web üzerinden görmeye imkan tanıyor. Buyrunuz, bunlar da benimkiler... http://web.stagram.com/n/decalagehoraire/
24 Kasım 2010 Çarşamba
PICK YOUR OWN (PYO)
Uzun süredir yazamadım. Bu nedenle çok şey birikti.
Önce, burada en sevdiğim konseptlerden biri ile başlayayım: Pick Your Own (PYO). Kendi meyve / sebzeni kendin topla.
Bu hizmeti sunan çiftlikler var. Sezonuna uygun olarak çilekten brokoliye; armuttan balkabağına kadar çok çeşitli meyve sebzeleri kendiniz toplayıp, tarttırarak, parasını ödeyip çıkıyorsunuz. Kendi topladıklarınızın tadı marketten satın aldıklarınızdan daha mı lezzetli emin değilim ama toplama sürecinin eğlenceli olduğu kesin.
Bugüne kadar düzenlenen yarışmalar arasında, henüz Guinness'e girmemiş ve onay bekleyen mesafe 1.690 metre.
Önce, burada en sevdiğim konseptlerden biri ile başlayayım: Pick Your Own (PYO). Kendi meyve / sebzeni kendin topla.
Bu hizmeti sunan çiftlikler var. Sezonuna uygun olarak çilekten brokoliye; armuttan balkabağına kadar çok çeşitli meyve sebzeleri kendiniz toplayıp, tarttırarak, parasını ödeyip çıkıyorsunuz. Kendi topladıklarınızın tadı marketten satın aldıklarınızdan daha mı lezzetli emin değilim ama toplama sürecinin eğlenceli olduğu kesin.
Bizim gidiş tarihimiz itibariyle çiftlikte elma dışında toplanacak pek birşey kalmamıştı. Zaten sezon artık hemen hemen kapanmış durumda. Yeni sezon ise çilekle başlayacak. Bir çilek-sever olarak heyecanla onu bekliyorum.
Sezonu en geç kapatan çiftliklerden biri -bizim de gittiğimiz- ve ürün çeşitliliği en fazla olan Homestead Farm. Noel'in yaklaşmasıyla birlikte şimdi kendi çam ağacınızı kendinizin kesmesine imkan tanıyor. İstediğiniz ağacı gidip keserek 49 dolar karşılığında alabiliyorsunuz. Ya da orada halihazırda kesilmiş çam ağaçlarından birini de 69 dolar karşılığında almak mümkün.
Washington DC'nin meşhur M Street'inin dışında bir de King Street'i var. Old Town Alexandria'daki King Street'in Georgetown'daki M Street'e göre daha Avrupai bir duruşu var. Caddenin sonu Potomac nehrine açılıyor. Çok huzurlu ve dinlendirici. (Aşağıdaki fotoğraflar cep telefonu ile çekildi.)
King Street üzerindeki Art Crafts favori mağazalarımdan biri oldu. Ahşap işleme ve boyama deyip geçmemek lazım. Art Crafts'da yer alan ürünler özellikle ahşap işlemeciliğine çok modern bir bakış açısı getiriyor. Ahşaptaki işleme ne kadar fazlaysa fiyatı da doğal olarak o kadar artıyor. Alttaki favorim olan masa 2500 dolar civarında.
Cadılar Bayramı'nın ardından düzenlenen ve ilginç bulduğum pumpkin chunking yarışmasından bahsedeyim. Amerikalıların yaratıcılıklarına bir başka örnek olan Pumpkin chunking, balkabaklarının mekanik aletler vasıtasıyla en uzağa fırlatılmasına dayanan bir yarışma. Balkabağı hasat mevsimine paralel olarak düzenleniyor ve bu da takriben Halloween ertesine denk düşüyor. Yarışmaya katılacaklar sırf buna yönelik olarak özel balkabakları yetiştiriyorlar.
Bugüne kadar düzenlenen yarışmalar arasında, henüz Guinness'e girmemiş ve onay bekleyen mesafe 1.690 metre.
Şimdi sırada ne var diye sorarsanız, Perşembe günü olan Thanksgiving'in ardından ayın 27'si Black Friday. Black Friday, Amerika'da, mağazalarda ürünlerin %50 daha ucuza satıldığı gün. Sabaha karşı mağazaların kapıları açılıyor ve indirim bir tam gün sürüyor. Ancak kuyrukları aşmak ve üstelik gözünüze kestirdiğiniz ürüne sahip olabilmek için ciddi azim ve sabır gerekliymiş gibi duruyor. Deneyip, görelim...
19 Mart 2010 Cuma
AFRİKA NOTLARI-II – AFRİKA İNSANLARI
.jpg)
Bir kıtanın yer altı ve yer üstü inanılmaz derecede zengin, ancak nüfusunun ezici çoğunluğu bir o kadar fakir olabilir mi? Evet olabiliyor. Afrika devasa bir kıta. Ancak nüfus olarak bir Çin veya Hindistan etmiyor. Kıtanın nüfusu bir milyar. Kuzeyden güneye, batıdan doğuya ciddi bir coğrafi ve kültürel çeşitlilik sözkonusu.
Birleştirici unsurların başında da eski sömürgecilerin dilleri olan Fransızca ve İngilizce ile daha küçük bir coğrafyada Portekizce geliyor. Tabii, İslamiyet’i kabul eden ve Arap hakimiyetinde yaşayan bölgelerde Arapçayı da unutmamak lazım. Tunus’tan Kongo’ya; Kongo’dan Kamerun’a; Kamerun’dan Fildişi Sahillerine; oradan Cezayir’e; Cezayir’den Moritanya’ya kadar milyonlarca Afrikalı ile Fransızca olarak anlaşma imkanı var.
.jpg)
Onun dışında yüzlerce yerel dil var. Sadece Kamerun’da 250’ye yakın dil konuşuluyor. Zaten Kamerun’un unvanı “minyatür Afrika” (Afrique en miniature). Nedeni de, Atlas Okyanusundan kuzeyde Çad’a kadar uzanan coğrafyasının zenginliği. Başkent Yaundé sokaklarında gezerken kendinizi bir an için Pandora’da hissedebilirsiniz. O kadar yeşil ve üstelik Avatar gibi üç boyutlu!
.jpg)
Sömürgecilik Afrika’dan gerçekten çok şey götürmüş. Her şeyden önce asırlarca özgürlükleri ve bağımsızlıkları ellerinden alınmış Afrikalıların. Yer altı zenginlikleri, elmasları, altınları, gümüşleri, bakırları alınmış. Hala da alınmaya devam ediliyor. Dünyada yeni playstation modelleri satışa çıktığında, koltan adlı sönük siyah renkli madenin satışında patlama yaşandığını biliyor muydunuz? Cep telefonlarında, fotoğraf makinelerinin lenslerinde, video kameralarında da koltan kullanılıyor. Oysa koltan aynı zamanda Kongo’da dört milyondan fazla insanın ölmesine yol açan iş savaşın nedenlerinden de biri. Koltan kaçak olarak çıkartılmasa ve satılmasa dünya rezervlerinin yüzde 60’ından fazlasına sahip Kongo nasıl bir ülke olurdu acaba?
Sömürgecilik, evet, Afrika’dan çok şey alıp götürmüş. Ama bir şeye dokunamamış, Afrikalıların ruhuna… Gözlerindeki o parlak, neşeli ve umutlu bakışa…
.jpg)

Bir de Batılı önyargıları vardır. Afrikalılar hızlı koşar, güzel dans eder diye. Doğru aslında. Ama, bunu küçümseyici bir edayla yapmamak lazım. Yoksa Fransızlar kibirli, Almanlar kaba, Akdenizliler tembel, Kuzey Avrupalılar ruhsuz da diyebilirsiniz.
.jpg)
Aynı şekilde, Afrika’yı ve Afrikalıları turistik bir eğlence olarak da görmemek lazım.
Afrikalılar, facebook veya blog sayfalarında ifşa edilecek fotoğraf kareleri değiller yalnızca.
Tanımak, keşfetmek, anlamak için gezin Afrika sokaklarında.
Fırsatınız olursa, Amerika’yı değil, ama Afrika’yı mutlaka yeniden keşfedin.
Blog Yazarı’nın son notu: Afrika’da cep telefonuyla hızlı şekilde veya arabadan çekilen fotoğraflar ancak bu kalitede sonuç veriyor.
Ayrıca, Blog Yazarı, bu vesileyle, Afrika sanatının nadide eserlerini evimizle buluşturan İlker ve Aslı’ya ince zevkleri için; Afrika başlığına ve fotoğraflarına her türlü maddi ve manevi katkılarından dolayı da eşine teşekkür eder ;)
18 Mart 2010 Perşembe
AFRİKA NOTLARI - I (AFRİKA SANATI)
.jpg)
En zengin maske geleneğine sahip kültürlerden biri şüphesiz Afrika kültürü. Bu nedenle, Afrika sanatında maskelerin yeri büyük. Bunların şekilleri ve üzerlerinde kullanılan aksesuarlar her Afrika toplumu için ayrı bir anlam ifade ediyor.
Bütün toplumlar arasında en yaygın olanı da hayvan figürlü maskeler. Bu maskelerin insanlarla ruhani dünya arasında bağ kurduğuna inanılıyor. Bugün bu maskeler Afrika’da halk törenlerinde hâlâ kullanılıyor.
Örneğin Mali’de “Bamana”lar insanlığa tarımcılığı ceylanların öğrettiğine inanıyorlar; bu nedenle de ceylan maskeleri Mali kültüründe büyük yer tutuyor.
Gabon kültürüne ait maskelerde iktidarı ve buna bağlı olarak “katılık”ı temsil etmek için çene ve ağız hatlarında sert çizgilere yer veriliyor.

Üstteki maske Kamerun’da bilgelik ve sağ duyuyu temsil ediyor. Maskede, sembolize ettikleri “köyün bilgesi”nin kendilerini doğal felaketlerden, verimli hasat mevsiminden ve bereketten haberdar ederek koruduğuna inanıyorlar.

Bu fotoğrafta yer alan ise tamamen bakırdan yapılan bir Tikar maskesi. Kamerun’da yaşayan Tikarları ve onların inanışlarını sembolize ediyor. Tikarlar, “soy” kavramına büyük önem veriyorlar. İnanışlarına göre, anne karnındaki çocuğun kemikleri, kalbi, beyni ve dişleri erkeğin sperminden oluşuyor.
25 Kasım 2009 Çarşamba
TANZANYA NOTLARI - Tinga Tinga --Tanzania

Tanzanya egzotik tatil imkanlarından birini oluşturur.
Tanzanya’ya daha önce Dubai üzerinden gidilirken, Türk Hava Yolları’nın yeni Nairobi seferleriyle Doğu Afrika’nın bu önemli liman ülkesine artık daha kolay ulaşmak mümkün hale gelmiştir. Üstelik Kenya-Tanzanya seyahati böylece tek bir paket olarak da yapılabilir.
Nairobi’den Darüsselam’a uçarken gözlerle Kilimanjaro Dağı aranır. Böylece Afrika’nın en yüksek dağı kuşbakışı görülmüş olur.
Tanzanya'da:
Çarşıyı gezin, sıkı sıkı pazarlık yapın, mutlaka bisiklet boyasıyla yapılan Afrika sanatının en özgün resimleri olan Tinga-Tinga'lardan alın.
Bol bol tropikal meyve tüketin.
Evin bahçesine şehirde ilginizi çeken bitki ve ağaçların -ya tutarsa ne süper olur diye- tohumlarını alın.
Valizde dönüş için Tanzanya kahvesi ve çayı için de yer ayırın.
Ama her şeyden önce Afrika’nın ruhunu hissedin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)